KULLANMAK İÇİN UYUŞTURUCU VEYA UYARICI MADDE SATIN ALMAK, KABUL ETMEK, BULUNDURMAK YA DA KULLANMAK SUÇU
Uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin insanlık tarihiyle yaşıt bir geçmişi vardır. Bu maddeler kimi zaman tıbbi tedavi amacıyla kullanılmış, kimi zaman ise keyif verici özellikleri nedeniyle bağımlılığa yol açmıştır. Modern hukuk düzenleri, bu maddelerin birey ve toplum üzerindeki yıkıcı etkilerini göz önünde bulundurarak, hem üretim ve ticaretini hem de kullanımını kontrol altına almıştır. Türk Ceza Kanunu da bu kapsamda 191. maddesiyle kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etme, bulundurma ya da kullanma suçunu düzenlemiştir.
Bu suçun düzenleniş amacı, yalnızca bireyi cezalandırmak değil; toplumu korumak, bağımlılığı önlemek ve bireyi yeniden topluma kazandırmaktır. Bu nedenle TCK m. 191, klasik ceza anlayışının ötesinde, tedavi ve denetimli serbestlik gibi alternatif yöntemlere yer verir. Böylelikle yasa koyucu, uyuşturucu madde kullanan kişiyi bir “suçlu” değil, “tedavi edilmesi gereken birey” olarak görmeyi hedefler.
Ancak uygulamada, suçun unsurlarının tespiti, yargılama süreçleri ve denetimli serbestlik tedbirlerinin uygulanması konusunda birçok tartışma yaşanmaktadır. Bu makalede, söz konusu suç tüm yönleriyle ele alınacak, Yargıtay kararları ve öğretideki görüşler ışığında kapsamlı bir değerlendirme yapılacaktır.
TCK MADDE 191 VE SUÇUN TANIMI
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesi uyarınca, “Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”
Bu madde, 28 Haziran 2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanun ile önemli bir değişikliğe uğramıştır. Değişiklik öncesinde madde yalnızca “satın alma, kabul etme veya bulundurma” fiillerini kapsarken, yapılan değişiklikle “kullanma” fiili de açıkça madde metnine dahil edilmiştir. Bu değişiklik, uygulamada doğan tartışmaları ortadan kaldırmayı ve kullanımı da açık biçimde cezalandırılabilir hale getirmeyi amaçlamıştır.
Kanun koyucu, bu maddeyle uyuşturucu madde kullanıcılarını doğrudan cezalandırmak yerine, tedavi ve denetimli serbestlik uygulamalarıyla bağımlılığı önlemeyi hedeflemiştir. Bu sebeple, çoğu durumda hapis cezası yerine kamu davasının ertelenmesi, denetimli serbestlik ve tedavi tedbirleri öncelikli olarak uygulanır.
SUÇUN UNSURLARI
Fail ve Mağdur
Bu suçun faili herhangi bir gerçek kişi olabilir. Failin uyuşturucu maddeyi kendi kullanımı için temin etmesi yeterlidir. Tüzel kişiler bu suçun faili olamaz. Suçun mağduru ise toplumun kendisidir, zira yasa bu düzenlemeyle toplumsal sağlığı korumayı amaçlar.
Suçun Konusu
Suçun konusu, uyuşturucu veya uyarıcı maddedir. TCK’da bu maddelerin açık bir listesi bulunmamakla birlikte, 2313 sayılı “Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanun” ve 3298 sayılı “Uyuşturucu Maddelerle İlgili Kanun” bu konuda temel düzenlemeleri içerir. Ayrıca Türkiye’nin taraf olduğu 1961 Tek Sözleşmesi, 1971 Psikotrop Maddeler Sözleşmesi ve 1988 Kaçakçılıkla Mücadele Sözleşmesi de tanımlama açısından bağlayıcıdır.
Yargıtay uygulamasına göre, bir maddenin uyuşturucu veya uyarıcı olup olmadığı, Adli Tıp Kurumu veya uzman bilirkişiler tarafından belirlenir. Maddenin kimyasal yapısının uyuşturucu etki göstermesi, cezai sorumluluk için yeterlidir. Bu nedenle, mevzuatta açıkça sayılmamış olsa da bilimsel olarak uyuşturucu etki gösteren maddeler de bu kapsamda değerlendirilir.
Fiil
TCK m.191’de dört seçimlik hareket vardır:
-
Satın alma,
-
Kabul etme,
-
Bulundurma,
-
Kullanma.
Bu fiillerden herhangi birinin gerçekleşmesi, suçun oluşması için yeterlidir. Örneğin, bir kişinin uyuşturucu maddeyi yalnızca denemek amacıyla kabul etmesi veya kısa süreliğine bulundurması dahi suçun oluşmasına neden olur.
Ancak fiilin “kullanmak amacıyla” yapılmış olması gerekir. Eğer kişi uyuşturucu maddeyi satmak veya başkasına vermek için bulunduruyorsa, bu durumda TCK m.188 (Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti Suçu) gündeme gelir. Yargıtay, bu iki suç arasındaki ayrımı yaparken maddenin miktarını, bulunduruluş şeklini ve failin amacı gibi unsurları dikkate alır.
Manevi Unsur
Suçun manevi unsuru kasttır. Fail, uyuşturucu maddeyi bilerek ve isteyerek satın almalı, kabul etmeli, bulundurmalı veya kullanmalıdır. Taksirle bu suç işlenemez. Failin maddeyi bilmeden bulundurması veya içine ne konulduğunu bilmeden kullanması halinde kast unsuru gerçekleşmez.
Yargıtay’a göre, failin ekonomik durumu, madde miktarı, bulundurulduğu yer ve kullanım alışkanlıkları, kastın varlığını belirlemede dikkate alınır. Örneğin, çok miktarda madde bulundurulması genellikle ticaret kastını, küçük miktar ise kişisel kullanım kastını gösterir.
Hukuka Aykırılık ve Kusurluluk
Uyuşturucu maddeyi tedavi amacıyla ve doktor reçetesiyle kullanmak hukuka aykırılığı ortadan kaldırır. Bunun dışında zorunluluk hali, cebir veya tehditle kullanma gibi durumlarda da failin kusurluluğu ortadan kalkabilir. Ancak bu hallerin somut olayda açıkça ispatlanması gerekir.
SUÇUN ÖZEL GÖRÜNÜŞ BİÇİMLERİ
Teşebbüs
Fail, kullanmak amacıyla uyuşturucu madde satın almak isterken yakalanırsa, teşebbüs hükümleri uygulanır. Ancak Yargıtay, çoğu olayda fiilin tamamlanmış suç olarak kabul edilmesi gerektiğini belirtir; zira uyuşturucu madde temin edilmesi genellikle suçun tamamlanması anlamına gelir.
İştirak
Suça birden fazla kişi birlikte katılmışsa, yardım eden veya azmettiren konumuna göre cezai sorumluluk belirlenir. Örneğin, bir kişi arkadaşına para verip madde almasını isterse, azmettiren sıfatıyla sorumlu olur.
İçtima
Failin aynı anda hem kullanmak için madde bulundurması hem de kullanması durumunda fikri içtima hükümleri uygulanır. Tek fiil sayıldığından yalnızca bir ceza verilir.
SORUŞTURMA VE KOVUŞTURMA USULÜ
Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi
Bu suçta en dikkat çekici husus, kamu davasının açılmasının ertelenmesi (KDAE) kurumudur. Cumhuriyet savcısı, yeterli delil varsa bile, fail hakkında hemen dava açmak yerine beş yıl süreyle kamu davasını erteleyebilir. Bu süreçte fail, denetimli serbestlik tedbiri altına alınır ve tedaviye yönlendirilir.
Fail bu süre boyunca yükümlülüklere uyarsa, dava hiç açılmaz ve kişi adli sicile işlenmeden süreç tamamlanır. Ancak tedbirlere uymaz veya yeniden suç işlerse, ertelenen dava açılır.
Bu düzenleme, ceza hukukunun “onarıcı adalet” anlayışına uygun olup, bağımlılıkla mücadelede ceza yerine rehabilitasyonu öne çıkarır.
Denetimli Serbestlik ve Tedavi Tedbirleri
Denetimli serbestlik süresince fail; sağlık kuruluşlarında tedaviye yönlendirilir, eğitim programlarına katılır veya belirli periyotlarla testlere tabi tutulur. Uyuşturucu kullanmayan şüpheliler hakkında da benzer şekilde “uyarı” ve “denetim” programları uygulanabilir.
Tedavi süresi genellikle bir yıldır, ancak gerekirse uzatılabilir. Failin tedaviye katılmaması halinde, savcı davayı açma yetkisini kullanır.
Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması
Mahkemece hüküm kurulsa dahi, failin geçmişi ve pişmanlığı dikkate alınarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı verilebilir. Bu durumda, belirli bir denetim süresi sonunda kişi yükümlülüklerini yerine getirirse mahkûmiyet hükmü hiç açıklanmaz.
ETKİN PİŞMANLIK
TCK’nın 192. maddesi, uyuşturucu suçları açısından özel bir etkin pişmanlık düzenlemesi getirir. Fail, yakalanmadan önce uyuşturucu madde temin ettiği kişileri ihbar eder veya yakalandıktan sonra suçu ortaya çıkaracak bilgileri yetkililerle paylaşırsa, cezası tamamen kaldırılabilir veya indirilebilir.
Etkin pişmanlık hükümleri, uyuşturucu madde kullanımının yayılmasını engellemeyi ve failin topluma kazandırılmasını hedefler. Ancak Yargıtay, bu hükümlerin uygulanması için failin samimi bir şekilde suçun ortaya çıkarılmasına katkı sağlamasını şart koşar.
Daha detaylı bilgi almak için alanında uzman çözüm ortağımıza ulaşmak için tıklayınız.
BENZER SUÇLARLA FARKI
Bu suç, TCK m.188’deki uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçuyla sıkça karıştırılır. Temel fark, failin amacı ve madde miktarıdır. Eğer madde başkalarına satılmak, dağıtılmak veya paylaşılmak üzere bulunduruluyorsa, bu durumda ticaret suçu oluşur. Ancak fail yalnızca kendi kullanımı için bulunduruyorsa, TCK m.191 kapsamında değerlendirilir.
Ayrıca, infaz kurumuna yasak madde sokmak (TCK m.297) veya izinsiz kenevir ekimi (2313 sayılı Kanun m.23) suçları da benzer nitelikte olup farklı hukuki sonuçlar doğurur.
YARGITAY UYGULAMASI VE SORUNLAR
Yargıtay içtihatlarına göre, kullanmak için bulundurulan maddenin miktarı, türü, saklandığı yer ve failin sosyal durumu, suçun nitelendirilmesinde belirleyici rol oynar. Örneğin, failin evinde küçük miktarda madde bulunması kişisel kullanım göstergesi sayılırken, ayrı paketlerde fazla miktarda madde bulundurulması ticaret suçuna işaret eder.
Uygulamada en büyük sorunlardan biri, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirlerinin denetimi konusundadır. Failin gerçekten tedaviye katılıp katılmadığı veya madde kullanımını sürdürüp sürdürmediği yeterince etkin şekilde izlenememektedir. Bu durum, caydırıcılığı azaltmakta ve aynı kişilerin defalarca bu suçtan yargılanmasına yol açmaktadır.
SONUÇ VE DEĞERLENDİRME
Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etme, bulundurma veya kullanma suçu, toplumsal düzeni korumayı amaçlayan önemli bir düzenlemedir. Ancak bu suçun cezalandırılmasında temel hedef, bireyin cezalandırılması değil, bağımlılıkla mücadele ve topluma kazandırmadır.
Ceza adaletinin amacı, bağımlıyı hapse göndermek değil, tedavi ederek yeniden üretken bir birey haline getirmektir. Bu nedenle TCK m.191, çağdaş ceza hukuku anlayışına uygun bir şekilde tedavi, denetimli serbestlik ve etkin pişmanlık kurumlarını ön plana çıkarmaktadır.
Yine de uygulamada bir takım reformlara ihtiyaç vardır:
-
Denetimli serbestlik sürecinde psikolojik destek ve istihdam programları güçlendirilmelidir.
-
Tedavi yükümlülüklerine uymayan kişiler için yaptırımlar somutlaştırılmalıdır.
-
Bağımlılık tedavi merkezlerinin sayısı artırılmalı, yargı süreçleriyle entegrasyonu sağlanmalıdır.
Sonuç olarak, TCK m.191 yalnızca bir ceza normu değil, aynı zamanda sosyal bir politika aracıdır. Uyuşturucu madde kullanımıyla etkin mücadele ancak hukuk, sağlık ve eğitim politikalarının birlikte uygulanmasıyla mümkün olacaktır.
Soru ve görüşleriniz için bizimle iletişime geçin.

avukatbahadirpolat.com
Cevapla
Want to join the discussion?Feel free to contribute!